100. YILINDA CUMHURİYET’İ ANLAMAK VE ÖĞRETMEK
- udlakademi
- 26 Eki 2023
- 4 dakikada okunur
Bir süredir yüzüncü yılında cumhuriyetimizi nasıl anlamalı ve öğretmeliyiz konusuna bir eğitimci olarak kafa yormaktayım. Üzerinde derin derin düşündüğüm bu sorulara, önemli bulduğum iki araştırmadan yola çıkarak bazı cevaplar buldum.
Bu araştırmalardan ilki, 2013 yılında Harvard Üniversitesi tarafından yayınlanmış olan Political Extremism is Supported by an Illusion of Understanding başlıklı araştırma. Bu araştırma, insanları yakından ilgilendiren iklim değişikliği, sağlıklı yaşam, yoksulluk, adalet gibi güncel konuların, kavramsal olarak aslında ne denli karmaşık olduğundan yola çıkıyor. Araştırmacılar, insanların böyle konularda neden kutuplaştıklarını anlamak için birbiri üzerine bina edilen üç adet çalışma yürütüyor. Araştırmadaki deneklerin ortalama yaşı ise 33. Bu araştırmada insanlara, savundukları veya karşı çıktıkları kavramlarla ilgili tanım düzeyinden başlayarak gittikçe zorlaşan ve en son aşamada da bu kavramları derinden irdelemiş ve içselleştirmiş olmalarını gerektiren bir dizi soru yöneltiliyor. Çalışmanın sonuçları, çoğu insanın savunduklarını zannettikleri veya karşı çıktıkları konularda aslında zannettikleri kadar bilgi sahibi olmadıklarını, çoğunun ya çok alt düzeyde sorulara ancak cevap verebildiğini ve hatta bir kısmının tamamen konuya cahil olduklarını gösteriyor. Araştırmacılar, bu sonucun çıkmasındaki en önemli faktörlerden biri olarak, insanların bilgi edinirken ve davranışlarını belirlerken, genellikle kendi tercihlerine yakın kaynaklardan ve kişilerden beslenme eğilimi göstermeleri olduğu kanısına varıyor. Derin bilgi sahibi olmadan ve içselleştirmeden savunulan veya karşı çıkılan kavramların ise sürekli yeni kutuplaşmaları doğuran kısır bir döngü oluşturduğunu ve nihayetinde de toplumsal çatışmaları ve ayrışmaları koyulaştırdığı sonucuna varılıyor.
Bu araştırmayı okuduğumda, cumhuriyeti daha iyi anlamak ve öğretmek adına acaba akademik bağlamda ülkemizde bu çalışmanın benzeri yapılsa ve aşağıdaki sorular sorulsa nasıl sonuçlar çıkardı diye düşündüm. Aşağıdaki soruları kendime ve etrafımdaki insanlara sordum. Sizler de bu mikro deneyi kendinize ve çevrenizdekilere yapabilirsiniz.
Cumhuriyet nedir?
Demokrasi nedir?
Demokratik cumhuriyet nedir?
Cumhuriyet ve demokrasinin gerektirdiği temel prensipler nelerdir?
Cumhuriyet ve demokrasi kavramları arasındaki ilişki nedir?
Cumhuriyet olmadan demokrasi, demokrasi olmadan cumhuriyet olur mu?
Modern demokrasilerin Antik Yunan demokrasisinden ayrılan tarafları neler?
Modern demokrasinin temel özellikleri nelerdir ve günlük hayata nasıl yansır?
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken demokrasi ve cumhuriyet kavramları nasıl bir anlam ve felsefe üzerine oturtulmuştur?
Tahminimce böyle bir çalışma cumhuriyet konusunda ülkemizde yapılsa ABD’deki araştırma sonuçlarına yakın bulgulara rastlanır. Yani insanlar kutuplaşmaya ve çatışmaya varan bu kavramları detaylarıyla, sebepleriyle ve tüm gerekçeleriyle niye savunduklarını veya bunlara neden karşı çıktıklarını pek de açıklayamazlar. Bu noktada bir eğitimci ve ebeveyn olarak kendi bakış açıma derinlik katan, yukarıda saydığım soruların cevaplarına da değinen, cumhuriyet ve demokrasi kavramlarını daha derinden düşünmemize, anlamamıza ve öğretmemize faydalı olacağına inandığım Dr. Dilaver Nişancı ve Dr. Selda Güner Nişancı’nın 2022 yılında Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayınlanmış olan Cumhuriyet Demokrasi İkilemi: Özdeş Kavramlar mı, Farklı Kavramlar mı Sorusuna Hukuk Penceresinden Cevap Arayışı başlıklı makalelerini okumanızı tavsiye ederek sözü sosyal bilimcilerimize bırakacağım. Tüm yönleriyle kavramadığımız, içselleştirmediğimiz değerleri başkalarına aktarma çabasının kutuplaşmalara yol açabileceğini de hatırlatarak…
Yukarıda bahsi geçen ABD’de yapılan araştırmanın en önemli vurgularından biri, insanın derinlemesine bilmeden taraf olduğu değerlerin duygusal tepkisellik davranışını dürtülediği ve bu dürtüsellikle insanların konunun kaşı tarafında duranlara karşı saldırgan ve çatışmacı bir tutum takınmaları sonucunda da toplumsal ve evrensel barışın zedeleniyor olması gerçeği. Bugün dünyada ve bizim toplumumuzda keskin ve yıkıcı ayrışmalara giden kavramsal tartışmalar var ve bunlar çoğu zaman bütünlüğümüzü ciddi anlamda zedeliyor. İnsanlık günden güne sayısız parçalara ayrılıyor. Maalesef cumhuriyet ve demokrasi de üzerinde sık sık ayrışma yaşanan kavramlardan. Bu ayrışma ve çatışmalar, kavramların özüne inmemizin önüne geçtiği gibi, ülkemizin de yüzünü, gelişmeye ve muasır medeniyetler seviyesine çıkma yönüne çevirmesini engelliyor. Gelişmiş ülkeler Mars’ta yaşam, demokrasi, sağlıkta, eğitimde erişilebilirlik ve hakkaniyet, cinsiyet eşitliği, yapay zeka (AI) gibi insanlığın asıl gündemi olması gereken çalışmalara zaman ve kaynak ayırırken, hatta gelişmişlik düzeyi, yaşam standartları bizden daha alt seviyede olan ülkeler, Ay’ın şimdiye kadar hiç ayak basılmamış yüzeylerine ayak basıp dünyanın dikkatini üzerlerine çekerken; biz yeni nesillerimizi ve kendimizi sık sık tam da derinlemesine bilgi sahibi olmadığımız kavramsal çatışmaların içinde yorgun, umutsuz, motivasyonunu ve gayesini kaybetmeye yüz tutmuş bireyler olarak buluveriyoruz.
Bu noktada, Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutladığımız bu günlerde, yukarıdaki iki çalışma ışığında, demokrasi ve cumhuriyet kavramlarını, anne babalar ve eğitimciler olarak derinden irdeleme, bu konudaki detaylı sorulara cevap verebilecek bilgi düzeyine ulaşma, bu kavramlara ait ilkeleri kendi hayatımızda yaşatarak örnek olma ve yeni nesillerimize öğretme sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, yaptığı son 29 Ekim konuşmasında, milletimizi çalışkan ve karakteri yüksek olarak tanımlamıştır. Cumhuriyet’in kurulmasında fedakarca emek vermiş, elindeki tüm imkanları harekete geçirerek bu büyük emaneti bize teslim etmiş tüm ecdadımızı saygıyla ve minnetle anıyoruz. Kanaatimce cumhuriyetimizin kurucuları ve bu meşaleyi bugüne taşıyan herkes, cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutladığımız bu günlerde, her şeyden çok, cumhuriyet ve demokrasi kavramlarının derinden anlaşılmasını, bunların milletimizin yüksek karakterli bireylerince bir arada ve barış içinde, hayatın her alanında ve her boyutta yaşatıldığını ve yeni nesillere öğretildiğini görmek isterdi.
Cumhuriyetimizin daha nice yüzyıllara kavuşabilmesi için öncelikle bildiklerimizi sorgulamak, bilmediğimiz veya az bildiklerimizi derinden öğrenmek zorundayız. Bir sonraki adımda, ancak kollektif bir akılla ve bilimsel yöntemlerle varacağımız çıkarımlarımıza dayanarak, ülkemize anlamlı dönüşümler getirebilecek ve çağa uyum sağlayabilecek modern yaklaşımlar ve uygulamalar geliştirmeliyiz. Her birimiz kendimiz, ailelerimiz ve okullarımızdan başlayarak hayatın her alanına yansıyan eğitim ve terbiye uygulamalarımızı, değişen dünyanın ihtiyaçları doğrultusunda daha stratejik, barışçıl ve sürdürülebilir şekilde yeniden tasarlayarak, cumhuriyetimizi ve demokrasiyi yeni nesillere aktarmalıyız.
Evrensel ve toplumsal barışa ve muasır medeniyetler seviyesine önümüzdeki yüzyılda daha fazla yaklaşmak dileğiyle cumhuriyetimizin yüzüncü yılı kutlu olsun.
Elif Büber
Kaynakça
1. Fernbach, P. M., Rogers, T., Fox, C. R., & Sloman, S. A. (2013). Political Extremism is Supported by an Illusionof Understanding. Psychological Science, 24 (6), 939-946.
2. Nişancı, D. & Güner, S. (2022). Cumhuriyet Demokrasi İkilemi: Özdeş Kavramlar Mı, Farklı Kavramlar Mı Sorusuna Hukuk Penceresinden Cevap Arayışı. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 12 (2), 423-440.
https://dergipark.org.tr/tr/pub/kusbd/issue/71575/894462




Yorumlar